(1) يسمع القاضي الشهود كلًّا على حدة، ولا يجوز لمن لم يُسمعوا بعد أن يكونوا في القاعة أثناء سماع أحدهم. ويُواجَه الشهود بعضهم ببعض عند الاقتضاء.
(2) يدلي الشاهد بما يعلمه شفاهةً، ويُستمع إليه دون مقاطعة. ولا يجوز للشاهد أثناء سماعه أن يستعمل ملاحظات مكتوبة. على أنه إذا ذكر الشاهد للقاضي أنه مضطر إلى الرجوع إلى أوراقه لتحديد التواريخ والأرقام أو لإيضاح بعض الأمور أو لتذكّرها، جاز للقاضي أن يأذن له فورًا بالرجوع إلى أوراقه أو أن يقرر سماعه مجددًا في جلسة يحددها.
(3) يجوز للقاضي، بعد أن ينهي الشاهد كلامه، أن يوجّه إليه أسئلة أخرى بغرض إيضاح الأمور التي أدلى بها أو استكمالها.
(4) في المحكمة الجماعية، يأذن الرئيس لكل واحد من القضاة بأن يوجّه الأسئلة إلى الشاهد مباشرةً.
(5) تُدوَّن أقوال الشاهد في المحضر وتُتلى أمامه، ويُوقَّع ذيل المحضر منه.
النص التركي الأصلي
MADDE 261 · Tanığın dinlenilme şekli
(1) Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.
(2) Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.
(3) Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.
(4) Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
(5) Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.